Kış geliyor. Lütfen Bebekleri Mumya gibi Sarıp Sarmalamayalım/Fanusa Koymayalım

Ağustos ayı.. Hava 35-40 derece..Üzerimizdeki tiril tiril tişörtlerimiz bile terden sırılsıklam.  O da ne? Bebeği kalın battaniyelere mumya gibi sarmışlar yüzü bile gözükmüyor. Bebeğe içim acıyor, kendimi zor tutuyorum açın şu bebeğin üstünü diye çığlık atmamak için. İşte dehşete düştüğüm konulardan biri. Sanırım yalnızca (veya en çok) bizim kültürümüzde bebekleri yazın en sıcak gününde olsa bile kat kat  lahana gibi giydirmek, battaniyelere sarmak alışkanlığı var. Vücut ısısını dengelemeyi, terlemeyi bile henüz kolayca gerçekleştiremeyen o minik metabolizma kat kat kıyafetler battaniyeler altında kimbilir nasıl da can çekişiyor. Oysa doktorlar ne diyorlar, bebeği kendi giysimizden yalnızca bir kat daha fazla giydirmek yeterli. Yani biz tişörtle gezerken bebeği 3 kat giydirip, üstüne bir de battaniyelere sarmak işkenceden başka şey değil.

Bir de fanus meraklısı anne-babalar var. Fanus diye şu bebek arabalarının üstünü boydan boya örten naylon korumalardan (yağmurluklardan) bahsediyorum. Bırakın kış gününü yazın ortasında inceden sıcak bir rüzgar esse fanuslar anında örtülüyor. Ya bu bebek dondurma mı eriyecek?  Onun da rüzgarı yüzünde hissetmeye, çevreyi görmeye tanımaya hakkı yok mu?

Bununla ilgili gerçek bir anımız var. Bizim ufaklık en fazla 3 aylık. Ocak-Şubat ayında filanız. Akşamüzeri gün batımı Moda burnundan babasının göğsündeki kanguruda çevreyi seyrederken, ağzından salyalar akarak hayatı tanımak, görmek, öğrenmek merakıyla yanıp tutuşuyor. Batan güneşin yaydığı kızıllığı görünce bizimki heyecandan elini ayağını deli gibi sallıyor. Elinde eldiven yok. Başındaki şapkasını zorla takıyorum. Hemen yanımızda bizimkinden hayli büyük olduğunu arabasında dik oturabilmesinden anladığımız bir başka bebek var. En sıkı şekilde arabasında fanuslanmış. Üzerine astronot kıyafeti giydirilmiş, eldiven, şapka yetmez, büyük bir kaşkolla taa gözlerine kadar sıkıca sarıp sarmalanmış. Arabanın içinde öylece mumya gibi oturuyor. Nerdeyiz? güneş mi batıyor? çevremizde insanlar mı var? dünyadan haberi yok zavallıcığın. nasıl olsun ki? naylon fanusun tepesinde birkaç küçük delikten gelen azıcık havayla, boğazını sıkıca saran kaşkola rağmen nefes almaya çalışırken gün batımının keyfini yaşayacak değil ya.

Lütfen bebeklerimize cansız bir varlık, ya da bir rüzgar esintisiyle savrulacak kum, bir yağmur damlasıyla eriyecek şeker muamelesi yapmayalım. Evet bizler için çok kıymetliler ama insanca yaşamak, görmek, öğrenmek, büyümek ve en önemlisi nefes almak haklarını ellerinden almayalım.

Kış geliyor. Lütfen Bebekleri Mumya gibi Sarıp Sarmalamayalım/Fanusa Koymayalım” üzerine 3 düşünce

  1. Daha guzel ifade edilemezdi! Bebeklikten cocukluga nasil alisirsak oyle hissedip yasiyoruz. Cok ama cok onemli gercekten!

  2. Merhaba
    Tam anlamıyla olmasada hayata gerı döndüm, doğum yaptım ve bugun hatta 42. Gunumuz. Bir kadın hamilelik, doğum ve annelik sürecinde oyle cok tecrübe sahibi oluyormuşki gercekten bunları diğer anne adaylarıyla paylaşmak istiyor, ben bunu izniniz olursa yazılarınızı begendiğim için sizin vasıtanızla paylaşmak isterim boylelikle sizde eskilere dönüp hatırladıgınız tecrubeleri yeniden kaleme alırsınız . Öncelikle bu giyinme konusu…
    Ben bu konuda biraz magdurum acıkcası cünkü bebeğimiz doğdugundan beri annanesi ve dedesi kendileri sureklı üşüdükleri için bizim kızı lahana gıbı gıydırıyor ( zıbın , body, bir alt pantolon , ayaklı tulum , bır yelek veya hırka , corap ve patıği saymıyorum bile) bende savasara k en azından bır ıkı kattan kurtarırmıyım cocugu diye fırsat kolluyorum, kendileri baska bır sehirde oturdugu ıcın bir sure bizimle kaldılar ama onlar gidince normale döneriz diye düşünüyorum. Birazda cok küçük oldugu için göz yumdum aslında ama artık toparladık.

  3. Sevgili Esra öncelikle çok çok tebrik ederim, bebeğinize sağlıkla kavuşmuşsunuz ve 40’ını çıkarmışsınız. Allah birlikte sağlıklı mutlu uzun bir ömür nasip etsin. Dediğin gibi özellikle büyüklerimiz kendilerine de o şekilde öğretilmiş olduğu için alışkanlıklarından vazgeçemiyorlar. En güzeli eşinin de desteğini alarak bebeği çok araştırıp okuyarak inandığınız doğrular çerçevesinde büyütmek. İlk 40 gün hatta 3 ay biz de annelik konusunda deneyimsiz olduğumuz için büyüklerimizin yardımına çok ihtiyaç duyuyoruz. İyi ki de varlar, Allah başımızdan eksik etmesin haklarını ödemek imkansız. Güle güle büyütün bebeğinizi… Bugünlerin zorlukları çok olsa da keyfini çıkarmaya bakın, zaman o kadar hızlı geçiyor ki benimki 2 yaşını doldurdu bile:) sevgilerimle

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s